17 Temmuz 2008 Perşembe

berlin çarşı - berlin ultraslan


Avrupa'nın kalbinde, iki müttefik el ele... Harika bir görüntü. Bu fotografa bakıp sadece "Ehehe mehehe GS biraz yancı gibi kalmış; baksana giriş bile BJK tarafından.." diyebilen denyolar bizden değildir. Odunlukur. Sopalıktır. Az önce birisini muasır medeniyetler seviyesine kavuşturdum hatta...

Not: "Eski Çarşı" mı demeli aslında? Geri gelir mi, gelmez mi, Demirören yönetimi ile beraber tefe koyulup çalınmasınlar diye geçici olarak mı çektiler kendilerini; bilinmez... Ama şu bir gerçek ki Çarşı sırf böyle bir karar aldı diye Berlin'de, Dusseldorf'ta orada burada açılan bu ve bunun gibi mekanlar kapanacak zannedilmesin. Çünkü çarşı artık semt halkının toplandığı kapalı tribünden ibaret değil. Çarşı başka bir şeye dönüştü. Bu da başka bir yazının konusu olsun.

16 Temmuz 2008 Çarşamba

kazu makino vs chan marshall

İlk round Kazu, uzun boyunun da verdiği avantajla Chan'i fena benzetir, pörfek çeker hatta. İkinci round Chan sigara dumanlarının arasında ağzını burnunu dağıtır Kazu'nun. Son round ise berabere biter, yenişemez bu iki übermensch hanım kızımız...

Ama tabi hiç kavga falan etmesin bunlar. Kardeş kardeş oynasınlar, ruhumuza işleyen karanlık, acayip sesleriyle şarkılar söylemeye devam etsinler.



15 Temmuz 2008 Salı

gece yolculukları için 6 "dünyadışı" şarkı

Pink Floyd - Echoes
Radiohead - Where i end and you begin
Placebo - Running up that hill (Kate Bush cover)

Massive Attack - Live with me

Portishead - Roads

David Bowie - I'm deranged


Peki neden 6? Ne biliim...

14 Temmuz 2008 Pazartesi

machine gun

Bu şarkıya bir şans verin; durun durun hemen kapatmayın. Hele bir dinleyin hepsini. Beth Gibbons'ın sesine bir kulak verin. Sigara içenleriniz birer sigara yaksın. İçmeyenleriniz de içmesin benim gibi; sigara bütün kötülüklerin anasıdır. Ama Beth içsin. Konserlerde de elinden eksik olmasın. Tütüne sararak hem kendi hayatını, hem de bizimkileri tüketsin dursun... Böyle şarkılar fısıldamaya devam etsin.


Machine Gun, Portishead'in son albümünden. Third'den...

30 Haziran 2008 Pazartesi

futbol #4


futbol #3


futbol #2


futbol #1


Bazen yaşamınız içinden çıkılamayacak kadar karmaşıklaşıverir. Onlarca soru cevap biribirine karışır. En küçük detayına kadar paragraflar, sayfalar boyunca konuşsanız, anlatsanız dahi çözüm bulamazsınız. Önünüzü göremez olursunuz.

Böyle durumlarda yaşadığınız karanlığı hisseden sizden hayli tecrübeli bir büyüğünüz, belki anneniz belki dedeniz, tek bir cümle kurar size. Tek bir cümle. Herşeyi basitçe görmenize, bulanık sularınızın bir anda berraklaşmasına yardımcı olan tek bir cümle.


İşte futbol o tek cümle gibidir... Bu spora olan tutkumun nedeni budur.

25 Nisan 2008 Cuma

half nelson

2006 yılından, insanın kemiklerine işleyen harika bir bağımsız film. Klişe sinema kalıplarını ters yüz eden, samimi, sapına kadar gerçek, derin mi derin bir film. Yönetmen Ryan Fleck. Başrolde müthiş, abartmıyorum müthiş, oyunculuğu ile Ryan Gosling.

Materyalist diyalektik, uyuşturucu, aşk, eğitim, arada kalmışlar, bir yere kımıldayamayanlar... Spoiler vermemek için daha fazla yazmayacağım. Ama izleyin, izletin.


Not: Aile yemeği sahnesinde çalan parça : The Marshall Tucker Band - Can't you see

Not2: Half Nelson, güreşte rakibin hareket etmesini engelleyen bir hareket. Filmi izlediğinizde neden bu ismin seçildiğini anlayacaksınız.






27 Mart 2008 Perşembe

star wars lisanslı ürün.. vallaa bak.

Her bi' şeyden geçtim; beni benden alan o hesap makinesidir. İflah olmam gayrı a dostlar...