
18 Eylül 2008 Perşembe
the smashing pumpkins ilk günlerinde...
17 Eylül 2008 Çarşamba
güle güle rick wright
11 Eylül 2008 Perşembe
ian curtis

Bırak şimdi kendini asıp sessizce siktirolup gittiğin tarihi; sen "asıl" ne zaman öldün onu söyle. Okul sıralarında mı? O kitabı okuduktan sonra mı? Babanın kurduğu üç beş saçma sapan cümleden sonra mı? İlk kez "tanınan" bir adam olarak sahneye çıktığında mı?
Yoksa aslında sen bu dünyaya hiç uğramadın bile mi? Neredeydin peki?
Şarkı sözlerini acemice sarı kağıtlara karalarken, sahnede deli deli dansederken, gözlerini sıkı sıkı kapatıp, adeta düşmemek için tutunduğun o mikrofona o uğursuz sesinle şarkılarını haykırırken, küçük kızını severken, aşık olduğunu söylediğin karını umursamadan aldatırken...
Neredeydin?
Sarı çiyan... Ayakların biraz da bu dünyaya değseydi, bir kaç yıl daha birilerini mutlu etseydin, hatta kendin de mutlu olmaya çabalasaydın ne olurdu?
İyi bok yedin koçum. İyi bok yedin. Hiç mi korkmadın o sallanan ipe son kez bakarken? Hiç mi düşünmedin başkalarının omuzlarına yükleyeceğin o ağır yükü?
Aferin aslanım. Aferin...
28 Temmuz 2008 Pazartesi
karen o vs shirley manson
İki tahrik edici muhteşem ses, iki karizma zengini güzel bünye. Neden yoluşsunlar ki bunlar aslında?



Ama diyelim oldu böyle nahoş bir hadise; Deborah Harry girer aralarına, ikisine de basar tokadı, "Siz kimsiniz lan paçozlar! Siz daha beşikte bebeyken ben sesimle, karizmamla insanları aşık ediyordum kendime!!" der, bir de suratlarına tükürür. Kavga mavga kalmaz.

24 Temmuz 2008 Perşembe
fevkalade hizmet #1: hard-fi

Gelecek vaadeden, The Clash esintili kıyak banliyö çocukları. *
2005'de Franz Ferdinand kasırgası içinde pek kendilerini gösteremediler. Ama son 2-3 yılın en iyi indie gruplarından biri olduğu tartışılmaz. İlk albümleri Stars of CCTV'yi dinleyin; dans etmeyene parası iade. Melodik, değişken, kıpır kıpır, kımıl kımıl. Albüm Q'dan 4/5, NME'den de 9/10 puanı götürmüş. Geçen yıl da ikinci albümleri Once Upon a Time in the West'i çıkardılar. Ne de iyi ettiler...
*: böyle de orospu çocukları der gibi oldu ya..neyse...
23 Temmuz 2008 Çarşamba
pearl jam - black

80'lerde doğmuş her insan gibi benim de gençliğimi, kişiliğimi, türlü türlü anılarımı kazandığım bir "çağımın" olduğu gerçeğini idrak edeli, yıllar oluyor. Evet 90'lar... Tutunacağimız yıllar... Ne de güzel yıllar...
Bu güzel yıllarda pek çok ecnebi rock grubu/sanatçısı girdi hayatıma. Pearl Jam de bunlardan biri. Ama öyle çok sıkı, tutkulu bir ilişki değildi bizimkisi. Geçenlerde aklıma geldiler; ya dedim, Pearl Jam vardı, Black diye fevkalade bir parçaları vardı. İllegal yollardan edindim parçayı, dinledim. Dinledim. Dinledim. Hala dinliyorum.
Özlemişim...
21 Temmuz 2008 Pazartesi
baobap
17 Temmuz 2008 Perşembe
"daha" eski camel

Hayatının bir dönemi üniversite kampuslerinin çimenlerinde camız gibi yatınarak, king oynayarak, şarap-bira içerek, geyiğin dibine vurarak geçen her nikotinus ademoğlunun değişmez klişesidir: "Abi eski Camel ne güzeldi yaa, şimdiki bi' boka benzemiyor. Paketini de değiştirdiler zaten!" Bu klişe elbette doğrudur; Camel'ı alınca JTI'ın ilk icraatı sigaranın harmanını değiştirmek olmuştur. Bu süreçte kimi içici tepkiyle sigarayı bırakmış, kimisi de Winston Soft'a düşmek zorunda kalmıştır. Neyse mevzu bu değil; mevzu bu eski Camel'dan da önce başka, adeta bir dede Camel olduğu gerçeği... İnternette dolaşırken karşıma çıktı aniden. İlk tepkim "lan!!" oldu. Nasıl yaa? Acaba şu an eski camel hayatına Samsun 216 olarak mı devam ediyor?
without you I'm nothing

Severim Placebo'yu. Gerçi fazlası sıkıntı verir bünyeme; Interpol ile duş alıp kendime gelirim. Hep "tek atımlık barut" kategorisindeydiler benim için. Hep de öyle olacaklar sanırım. Ama...o ne biçim baruttur be arkadaş. O ne sıkı bir kurşundur. Without you I'm nothing. Adamı parçalara ayırır. Telef eder. Bowie düeti ayrı güzel, konser kayıtları ayrı güzel, kendi halinde başka güzel. Gerçi hak vermek lazım Molko ve tayfasına; böyle bir şaheserin üzerine ne üretebilirlerdi ki? Bakalım belki haksız çıkarız...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









